Koronadan Önce, Koronadan Sonra

img

Merhaba dostlar,

Dünya aylardır Covid-19 virüs salgınının yol açtığı hastalıklarla boğuşuyor. Ne yazık ki bu virüs, çok hızlı ve kolay yayılım gösterdiğinden ülkemize de sıçradı ve endişe verici bir şekilde pekçok kişiyi enfekte etmeye devam ediyor.

Her şeyden önce salgın nedeniyle vefat eden canlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı, tedavi gören tüm hastalarımıza acil şifalar diliyoruz. Umuyoruz ki, tüm dünyayı kasıp kavuran bu salgın bir an evvel son bulur.

Covid-19 salgınının yol açtığı ağır koşullar devam ederken, moralimizi yüksek tutmaya çalışmanın hastalıklara karşı en etkin yöntemlerin başında geldiği muhakkak.

Karamsarlığa, paniğe kapılmadan ümidi yitirmemek, her tür sorun ve tehditle mücadelede pes etmemek gerekiyor. Aynı zamanda sağlık çalışanlarının haftalardır üstünde durduğu çok önemli korunma tedbirlerinin de eksiksiz uygulanması gerekiyor.

Moral gerçekten çok önem taşıyor. Bir kesim durumu mizahla, hicivle karşılarken, bir kesim de 'her şeyin iyi yönlerini, olumlu sonuçlarını da görmek lazım' diye düşünüyor.

Elbette 'can' söz konusu olduğunda, önemliymiş gibi görünen her şey aniden değer kaybına uğruyor; örneğin para... Fakat bir yandan 'para' gıda, barınma ve sağlık ihtiyaçlarımız için de son derece önemli.

Peki bu felâketin, dünyanın doğal dengesi ve sosyal yaşam kalitesi bakımından artıları olabilir mi? Bu yazımızda, sorular sorarak bu konuyu irdeleyelim istedik.

Örneğin, zenginlik ve gücün bir virüs karşısında ne kadar hükmü var? Değil mi ki Covid-19, kralları, prensesleri, başbakanları, futbolcuları, ünlüleri de yakaladı.

Belki bu felâket, dünyadaki tüm insanların, sınır, ırk, din, dil ayırd etmeksizin ortak bir geleceğe sahip olduğunu idrâk, tüm dünya liderlerinin insanlığın ortak çıkarları için birlik olma zamanının çoktan gelip geçtiğini hatırlatıyor olabilir mi?

Bir başka artı, sürekli çalışma, para kazanma üstünden yürüyen bu acımasız sistemin kırılması olabilir mi? Ülke ekonomileri insan varlığını ve sağlığını temel alan bir görüşe doğru ivme kazanabilir mi?

Evde karantinada yaşarken daha çok hobi, daha çok kitap, daha çok film, daha çok düşünmek, ayrı kaldıklarımızı daha çok özlemek, sevdiklerimiz için endişelenmek ve onların değerini anlamak birer artı sayılabilir mi?

Sağlığımızın önemini kavramış olmak, hayatlarımızın birer pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlamak, her birimizin sağlığının bir başkasının sağlığına bağlı olduğunu bilmek birer artı sayılabilir mi?

Online eğitimin, internet tabanlı kursların, teknolojik iletişim modellerinin yaygınlaşması birer artı olabilir mi?

Karantinalar sebebiyle boşalan Venedik'te, su kanallarının temizlenmesi, balıkların ve kuğuların yüzmeye başlaması bir mesaj veriyor olabilir mi? İnsanın olanca kirleticiliği ve yıkıcılığının izleri bir gün silinebilir mi?

Doğa ile uyumlu yaşamamız gerektiğini, sağlıklı yaşamak için temiz havaya, temiz gıdaya, güneşe ihtiyacımız olduğunu, bitkilere, hayvanlara hakim değil, MUHTAÇ olduğumuzu anlayabildik mi?

Limonuyla, baharatlarıyla, çiçekleriyle, sarımsağıyla, soğanıyla doğanın şifasını anlayabildik mi?

Temizlik ve hijyen kavramlarının farklı şeyler olduğunu anlayabildik mi? Bol kimyasal madde içeren temizleyicilerin bazı mikrop ve virüsler karşısında ne kadar etkisiz olduğunu?

Boş lakırdıyı, hurafeleri, geri kafalılığı bırakıp, bilime daha çok önem vermemiz gerektiğini anlayabildik mi?

Özgürlüğün en önemli kavram olduğunu? Yürümenin, koşmanın, sevdiklerimizle başbaşa verip sohbet etmenin güzelliğini anlayabildik mi?

Her şey için, 'koronadan önce (K.Ö) veya 'koronadan sonra (K.S) ibarelerini kullanacak mıyız?

Savaşlar bitecek mi?

... Ki bitmediği, dünyanın bir ucunda devam ettiği görülüyor.

Ya da virüs salgını atlatıldıktan sonra her şey, hiçbir şey olmamış gibi aynen devam edecek mi? Tecavüzler, cinayetler, savaşlar, yıkımlar, kötülükler...

Aklımızda deli sorular...

Peki Çinliler yarasa çorbası içmeye, pangolin yemeye devam edecekler mi? (Bu da işin şakası tabii :)))

Doğayla, sevgiyle kalın.
Sağlık 'En Doğal Hakkımız'

AYŞEN BALOĞLU

İLGİLİ ÜRÜNLER