Affetmenin Sağlığı Üzerine

img

Hepimiz günlük yaşamımızda çeşitli sorunlarla boğuşur dururuz. İşlerimizdeki engellerle mücadele ederken, bir yandan sosyal yaşamımızı idame ettirmeye çalışır, çoğu zaman gerekenden fazla yoruluruz. Para kazanma ve gelecek kaygıları, korkularımız, endişelerimiz, kayıplarımız, statü çabalarımız ve benzeri pekçok olumsuz etken de tuz biber olur.

Oysa ki hayat bu kadar karmaşık mıdır? Biraz bu konu ve kavramlar üstüne kafa yoralım istiyoruz. Çünkü yaşamımızda, ihtiyacımız olmayan her şeyi bir tarafa bırakmadığımız sürece bize rahat, huzur yok, belli ki.

Anılara şüphesiz ki ihtiyacımız var. Geçmiş yıllarımız değerlidir. Birçok deneyim, sevgi dolu sözcükler, bizi olgunlaştıran acılar, çocuklarımızın bebeklik fotoğrafları, tatil maceralarımız, kariyer yolculuğumuz hep geçmişimizle bağlantılıdır. Fakat geçmişle kurduğumuz bağın bugünkü hayatımızı nasıl etkilediği ve şekillendirdiği önemlidir. Olumlu mu, yoksa olumsuz mu? O anılardan ruhumuza ve bedenimize faydalı olanları alıp, işe yaramayan, zarar verici, yıkıcı, zedeleyici kısmını rafa kaldırabilir miyiz? Anılarımızdaki gereksiz kodlardan, olaylardan ve bazı kişilerin olumsuz kalıntılarından nasıl kurtulacağız? Bu, elbette kolay gibi görünmeyebilir. Fakat kin ve nefret duygusunun zararlarını bertaraf etmek ve sağlığımızı korumak zorundayız. Hatırlarsanız ilk yazımızda (Frekans, Biyorezonans ve Sağlık), olumsuz duygu ve düşüncelerin yaşam biorezonansımızı nasıl düşürdüğünden ve sağlığımızı ne denli bozduğundan bahsetmiştik.

İnsan beynindeki, görüntü, ses, koku ve bilgilerden oluşan anı klasörlerinde ne kadar öğenin depolanabildiği yıllardır bilimin en öncelikli araştırma konularından biri olmuştur. Kimi bilim insanları beynimizde 100 TB (terabayt) öğe depolanabildiğini söylüyorlar. Bu rakam, kullandığımız telefon, tablet ve bilgisayarlar dolayısıyla daha aşina olduğumuz GB (gigabayt) bazında düşünüldüğünde, 120.400 GB.'lık bir kapasite anlamına geliyor. Fena sayılmaz, değil mi?

Şimdi gelin birlikte küçük bir beyin cimnastiği yapalım ve düşünelim. Bilgisayarınızın kapasitesinin 120.400 GB olduğunu ve son baytına kadar da dolu olduğunu hayal edin. Her sabah açtığınızda masaüstündeki tüm öğelerin yer değiştirdiğini, klasörlerinizdeki dosyaların bazılarının başka alanlara depolandığını ve bazılarının da silindiğini düşünün.

Kafatasımızın içindeki işlerin ne kadar karmaşık olduğunu anlayabildiniz mi? Tüm karmaşayı eski haline getirmeye cesaret edebilir misiniz? Peki buna vaktiniz var mı? İmkansız.

Bu karmaşayı tam olarak kavrayabilmemiz zor olsa da bilgisayarımızı formatladığımız gibi bazı öğeleri pasifize edip, bazı öğeleri aktif hale getirmenin binlerce yıl öncesinden gelen bazı farklı formülleri var. Aslında, düşünürsek, tüm inanç sistemleri, felsefeler, öğretiler, meditasyon, yoga gibi yöntemler bu amaca hizmet edercesine aynı yola çıkıyor.

Bizim üstünde daha çok duracağımız yöntem, kişinin evrensel öz gücünün farkındalığı ve kendi kendine müdahalesinden ibaret. Yani düzenli bir şekilde olumlamalar yapmak.

Şimdi, ikinci bir beyin cimnastiği daha yapalım. Hazır mısınız? Lütfen yönergelerin tümünü sırasıyla uygulayın.

- Anılarınız arasından, geçmişte olumsuzluklar yaşadığınız, kırgın olduğunuz, kin duygusuyla affedemediğiniz bir kişiyi seçin. Bu kişi şu anda görüşmekte olduğunuz biri de olabilir.

- Bu kişinin size yaşattığı olumsuz duyguların sizde yol açtığı olumlu süreçleri düşünün. Ne kadar olumsuz bir şey yaşamış olursanız olun, bu deneyim mutlaka size bir artı kazandırmış olmalıdır. Deneyim, tedbir bilinci, sağlığınızın değerini anlamak ve benzeri şeyler. Belki de yaşadığınız bu olayları günün birinde hikayeleştirecek, bir film senaryosu veya bir roman yazacaksınız.

- Bu kişinin 3 kez adını ve soyadını söyleyin.

- Bu kişinin yaşattığı hayat deneyimi ve sağladığı faydalar için ona teşekkür edin.

- Ona, onu tamamen affettiğinizi, kin gütmediğinizi söyleyin. Evet, sevmiyor olabilirsiniz ama nefret de etmiyorsunuz.

- Ona, şu andan itibaren tamamen yeni bir hayata başladığınızı ve geçmişteki tüm olumsuzluklardan arındığınızı söyleyin.

- Göğsünüzden beyaz bir güvercinin içinizdeki tüm olumsuz duyguları da yüklenerek gökyüzüne havalandığını hayal edin.

Güvercin kanatlanıp uçarken siz de kendinizi bir kuş gibi özgür hissedebilirsiniz.

Bu olumlamayı, 21 gün boyunca, günde bir kez ve mümkünse aynı saatlerde uygulayın. 21, oldukça sırlı bir rakam. Bazı bilim insanları, zihnin bir düşünce veya duyguyu içselleştirip bilinçaltına yerleştirmesi için 21 gün tekrar etmenin önemini vurguluyorlar. Bilinçaltı ise daha da sırlı bir alan. Orada gerçekler ve gerçeküstü kavramlar birarada, varoluşsal kimliğimizi oluşturmakla meşguller.

Göreceksiniz, aradan bir süre geçtikten sonra o kişiyi nefretle yüreğinde bir yük gibi taşıyan siz, kendinizi hafiflemiş hissedeceksiniz. Bu sizin için gerçek bir yük ve bu yüke ihtiyacınız yok. Sağlık kazanma zamanı!

Güzellik, bakım ve doğal kozmetiğe dair merak ettiğiniz konular, iletmek istediğiniz bilgiler, doğal güzellik ve bakım önerileriniz varsa lütfen blog@mayanatural.com.tr e-posta adresimize yazın.

Doğayla, sevgiyle kalın.
Sağlık ve güzellik 'En Doğal Hakkımız'

AYŞEN BALOĞLU

İLGİLİ ÜRÜNLER